8. Sayı
Türk Mûsikîsi
| Yayın Dönemi | Ağustos |
|---|---|
| Yayın Yılı | 2022 |
| Sayı | 8 |
| Sayfa Sayısı | 179 |
| Boyut | 17 cm x 24 cm |
| ISSN | 2757-9506 |
Çıkarken
Dost elinden gelen biziz dostu bunda bulan biziz
Aşk bahrine dalan biziz her eşyada bina biziz
Dost bağının bülbülüyüz hem çiçeği hem gülüyüz
Hem uslu hem deliyiz kuh-ı Kaf’da anka biziz
Ayıntablı Hamdi Baba
Kıymetli gönüldaşlarımız;
Üstadımız Ayıntablı Hamdi Baba “Gönül esrarını cana gönül kadrin bilene aç” buyurmuş. Bu hikmetli söze kulak vererek bahr-ı muhabbete daldığımız, hâlet-i rûhiyyemizi, tefekkür dünyamızı paylaştığımız siz değerli okurlarımızla tekrardan buluşmanın derin bahtiyarlığı içerisindeyiz. Hür tefekkürün kalesi olan Çelebi her geçen gün cümle muhibbanımızın gönlünde taht kurmaya devam ediyor. Okuyan, değerlendiren, satın alan, hediye eden, düşünen, selam eden, dua eden herkesten Allah razı olsun.
Sözü fazla uzatmadan sohbet-i irfana geçelim:
Her milletin kendisini tanımlayan nitelikleri vardır. Başlıkları her millette aynı olsada, bu nitelikler, ince nüanslar gösterir. İşte milletleri millet yapan hususlar da bu nüanslarda gizlidir. Mûsikî de bu niteliklerin başında gelmektedir. Şüphesiz ki insanlığın ilk zamanlarından itibaren mûsikî var olmuştur. Günümüzde belli ilke ve kurallara uygun halini gördüğümüz mûsikî bu şekline birçok aşamaları katederek gelmiştir. Konuşmaya başlamadan önce ritmi keşfetmiş ve bu şekilde iletişimini sağlamıştır. İletişimini daha sonra sese taşıyarak, zaman içerisinde bu sesi estetik unsurlarla bezemiştir.
Bilgisine sahip olduğumuz kadarıyla insanoğlu tecrübelerini üst üste koyarak mezcetmiştir. Bu düstur üzere, Türkler de, tecrübelerini coğrafyalar arasında aktararak Türkistan’dan Anadolu’ya ve buradan Balkanlar’a gönül coğrafyasının sınırlarını genişletmiştir. Gönül coğrafyamızın esas unsurlarının başında da, kendine has özellikleri ile, Türk mûsikîsi yer almaktadır. İsmail Hakkı Özkan, Türk mûsikîsinin kopuzun sapında sistemleştiğini ve bağlamaya aktarıldığını söyleyerek mûsikîmizin devamlılığını ve temellerini net bir şekilde ifade etmektedir:
“Türk mûsıkîsi, Anadolu’ya Orta Asya’dan kopuzun sapında sistemleşmiş olarak gelmiştir. Daha sonra Anadolu’da kopuzdan türemiş ve ondan çok az farklı olan “bağlama” yerleşmiştir. Bugün kullanmakta olduğumuz bağlamalarımızın sapındaki perde taksimatı, kopuzunkinden hemen hiç farksızdır. Konunun daha ilgi çekici yanı, bağlama sapında kullanılan sistem, yâni perdelerin Türk mûsıkîsi makamlarında en çok kullanılan perdeler olmasıdır. Bu da göstermektedir ki, Türk mûsıkîsi, gerek folklor müziği ve gerekse klâsik müziği ile en eski devirlerden ve aynı kaynaktan gelmedir. İkisi arasında uslûb farkından başka bir fark yoktur. O devirlerde elindeki kopuzla ve dilindeki türkü ile Anadolu’ya gelen Türk’ün mûsıkîsinin zamanla gelişip dallara ayrılması ve bu dalların kendi içinde bilimsel olarak dizi, makam, usûl bakımlarından tesbit edilerek kullanılması tabiîdir.”
Kendi mûsikî sistemlerini oluşturan Türkler, 13. yüzyıl gibi erken tarihlerden iti- baren bu alanda eserler vermeye başlamıştır. Bu minvalde, büyük üstadlar yetişmiş ve sürekli olarak gelişerek Türk’ün cihana bakışındaki inceliği oluşturmuşlardır. Mûsıkîmizin üstadlarının yüzyıllardır sazlarından damıttıkları birikim ve derinliğin farkında olarak Çelebi ile oluşturmaya çalıştığımız Türk külliyatı içerisinde Türk Mûsıkîsi dosya konulu sayıyı ele almaya gayret ettik. Bu sayımızda küreselleşen dünyada direnmeye çalışan klasik Türk mûsıkîsinin serencamı ve güncel sorunları temel teşkil etti. Umarız, faydalı olur.
Bu sayıda bizi yalnız bırakmayan Ali Çalık’a, Prof. Dr. Banu Mustan Dönmez’e, Dr. Öğr. Üyesi Fatma Adile Başer’e, Gökçe Güneygül’e, Dr. Halil Atılgan’a, Halil Bedii’ye, Hüseyin Asker’e, Hüseyin Kıyak’a, Prof. Dr. İlgar İmamverdiyev’e, İrfan Gürdal’a, İsmail Bingöl’e, Doç. Dr. M. Akif Korkmaz’a, M. Burak Çetintaş’a, Araş. Gör. Merve Örenç’e, Doç. Dr. Recep Uslu’ya, Prof. Dr. Salahaddin Bekki’ye, Prof. Dr. Türker Eroğlu’na, Prof. Dr. Yalçın Çetinkaya’ya, Zafer Saraç’a katkılarından ötürü teşekkür ederiz.
Gayret bizden, tevfik Allah’tan...
Ahmet ŞAHİN
Çelebi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
Dergi İçeriği
| Çıkarken | 6 | |
|---|---|---|
|
Halil Bedii
|
Millî Mûsikî
|
10 |
|
Prof. Dr. Türker Eroğlu
|
Türk Müziği Üzerine | 14 |
|
Prof. Dr. Banu Mustan Dönmez
|
Türkiye’deki Etnomüzikoloji Yaklaşımı Üzerine Eleştirel Bir Bakış | 18 |
|
Söyleşi: Çelebi Dergisi
|
İrfan Gürdal İle Türk Mûsikîsi Üzerine Bir Söyleşi | 29 |
|
Prof. Dr. Yalçın Çetinkaya
|
Mevlevîlikte Mûsikî ve Semâ ve ‘Ney-İnsân-ı Kâmil” Sembolizmi |
33 |
|
Araş. Gör. Merve Örenç
|
Nayi Osman Dede’nin Rast Mevlevi Ayini Versiyonları Üzerine Bir Değerlendirme | 55 |
|
Doç. Dr. Recep Uslu
|
Hızır Ağa’nın Müsebba Usulünde Tespit Edilmiş İlk Beste | 65 |
|
Gökçe Günegül
|
Çelebi'nin Kayıp Sazları | 73 |
|
Dr. Öğr. Üyesi Fatm Adile Başer
|
Ermeniler’de Müziğin Türkleşmesi | 80 |
|
Prof. Dr. Salahaddin Bekki
|
Veysel Olmak / Olabilmek | 91 |
|
Prof. Dr. İlgar İmamverdiyev
|
Türk Dünyasının Sazlı-Sözlü Ortak Manevi Değeri Âşık Veysel | 96 |
|
Dr. Halil Atılgan
|
Baraklar ve Barak Havaları | 114 |
|
Dr. Halil Atılgan
|
Barak Havalarının Usta İcracısı: Şerif Akbağ | 129 |
|
Hüseyin Kıyak
|
Şevki Bey: Ölümünden Sonra Yazılanlardan Adına Kurulacak Mahalleye | 134 |
|
İsmail Bingöl
|
Gazel Formunun Büyük Üstadı: Hâfız Yaşar Okur | 145 |
|
M. Burak Çetintaş
|
Unutulmuş Bir Bestekâr: İsmail Fennî Ertuğrul Bey’in Kendi Notasından Üç Bestenigâr Eseri | 150 |
|
Hüseyin Asker
|
Türk Kültüründe Davul, Kam Davulu, Tüngür, Tüür | 156 |
|
Ali Çalık
|
Türküler | 162 |
|
Doç. Dr. M. Akif Korkmaz
|
Türkü Kültürü ve Giresun Coğrafyası Türkü Çalışmalarının Problemleri | 164 |
|
Zafer Saraç
|
Alaturka: Türk Miziğinde Bir Üslup | 172 |
|
Ali Gezginci
|
Saz ü Söz Arasında | 176 |